Washington'Da Uluslararası Demokratik Birlik Toplantısı

 

Akşam 16.06.2002
 
Washington'da Uluslararası Demokratik Birlik Toplantısı
 
9-10-11 Haziran tarihleri arasında Dünya'nın 33 ülkesinden 42 Merkez ve Merkez Sağ Partisi temsilcisi Washington'da bir araya geldi. Katılımcıların çoğu eğer muhalefette iseler Parti Genel Başkanı, iktidar da iseler Devlet Başkanı veya Başbakanlardan oluşuyordu.
 
Yeni üye partiler arasında itibar Mehmetov'un Azerbaycan Milli İstiklal Parti ile Moğolistan'ın Demokrat Partisi de yer aldı. Biz 1985'de yine Washington'da yapılan ve benim katıldığım toplantıda Anavatan Partisi olarak Avrupa ve Uluslararası Demokrat Birliğine ayrı ayrı üye olmuştuk.
 
Ülkelerarası ilişkilerde siyaset adamlarımızın, Devlet protokolü dışında düzenlenen toplantılarda, birbirlerini tanıyıp daha rahat bir ortamda temas kurup görüşmeleri gittikçe önem kazanıyor.
 
Turgut Özal'ın Avrupa siyasi çevrelerince tanınmasında bu temaslar çok önemli yer tutmuştur. 1987'de Viyana'da yapılan Parti Liderleri Toplantısı Turgut Bey'in kendini bir Avrupa Siyasi Lideri olarak kabul ettirdiği tarih olmuştur. Daha sonra Mesut Yılmaz aynı bayrağı taşıdı ve 12 yıl boyunca Avrupa Demokratik Birliği Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.
 
Washington toplantısı her katılımcının, ABD'nin önderliğinde terörü lanetleyip, teröre karşı mücadele de ne kadar kararlı olduğunu açıkladığı yer oldu.
 
Kolombiya Muhafazakar Parti Lideri, bizim aşina olduğumuz bir durumu dile getirerek 'Ülkesinde binlerce insanın ölümüne sebep olan terör örgütünü Avrupa Birliği'nin hala terörist listesine almayışını' eleştirdi.
 
Açılışı yapan ABD Başkan Yardımcısı Cheney ile Beyaz Saray'da verdiği akşam yemeğiyle kapanışı yapan Başkan Bush'un konuşmaları toplantının sonucunu oluşturan Washington Bildirisi'nin birer başka şekilleriydi:

Bildiride tüm Dünya'da özgürlük -demokrasi ve hür teşebbüs için- otoriter ve totaliter rejimlere karşı mücadele edileceğini, Devlet'in insanın hizmetinde olması gerektiğini, Hukuk Devleti ve özgürlükleri tehdit eden en büyük tehlikenin 'yolsuzluklar' olduğu belirtilirken, terörizmle savaşa özel bir ağırlık veriliyordu.
 
Ancak terörle savaş kararlılığının önüne geçemediği kararlılık 'ne pahasına olursa olsun özgür ve demokratik topludan vazgeçememe' oluyordu.
 
Özgür, Demokrat ve İnsan Haklarına saygılı olmayan, yolsuzluklara dur diyemeyen ülkelerin Dünya'da saygın ülkeler arasında yer alması artık imkansız. Jeopolitik durumundan dolayı, ayrı bir özellik ve önem taşıdıklarını sananlar kendilerini aldattıklarının farkında değiller.