Demokrasi Ve Avrupa Birliği

DEMOKRASİ ve AVRUPA BİRLİĞİ
Demokrasi Avrupa Birliği ülkelerinin çok büyük bedel ödeyerek vardıkları en uygar siyasi ve sosyal yaşam biçimidir.
Ülkemizde bugün düzeyini haklı olarak yeterli bulmadığımız Demokrasi’nin temel taşlarında büyük ama çok büyük acıları, ızdırapları, unutulmaz insanlık suçlarını görürüz: On milyonlarca zenci kölenin, sömürülen yüz milyonlarca Afrikalı, Latin Amerikalı. Hindistanlı, Uzak Doğu’lu insanın, kendi Avrupa ülkelerinde ezilen işçilerin, İtalyan Faşizminin, Alman Nazizminin, Stalin'in Sovyetlerinin ölümüne sebep olduğu elli milyonun zulüm ettiği yüzlerce milyon insanın canından, kanından, terinden, emeğinden, bu günlere gelinmiştir. Gelinen dönem daha çok yenidir. Daha 1960'a kadar Fransızlar Cezayir'de sinek Öldürürcesine ölüm saçabiliyor, beyaz Amerikalı'lar istedikleri gibi zencileri linç edebiliyordu.
Bizler Allah'a şükür böylesine ağır faturalar ödemedik, öylesine utanç verici suçlarda işlemedik. Ama bizim toplumsal deneyimimiz daha az acılı oldu gibi naif bir yaklaşımda "demokratik yetersizliğimizin de" mazareti olamaz.
Yukarıdaki gerekçeleri vermemdeki neden şudur: Onca acı çekmiş Avrupal'lı insanların o acıların, o ızdırapların milyonda birinin bile tekrar oluşmaması için ne kadar tavizsiz olacaklarını anlatabilmek içindir.
 
Avrupa Birliği seçkin az sayıda insanın oluşturduğu bir fantezi değildir. Avrupa Birliği asırlar boyu çok acı çekmiş işçi, köylü, memur gibi orta halli insanlar ile onların siyasi, fikri, akademik ve mesleki temsilcilerinin Hukuk Devleti, İnsan Hakları, Hak ve Özgürlükler, Şeffaf Toplum, Serbest Dolaşım, İnsanca Yaşam, Adalet-Sağlık, Eğitimde fırsat eşitliği gibi ve benzeri konularda uzlaşmalarının bir sonucudur.
Türkiye tam üyeliğe giden süreçte bütün bu deneyim ve birikimlerden yararlanacaktır. Bundan bir komplekse kapılmamızın hiç gereği yoktur. Teknik ve sınai konularda nasıl ki yabancı teknolojiden yani yabancı bilgi, birikim ve deneyiminden istifade ediyorsak, siyasi, sosyal, hukuki ve benzeri konularda evrensel değerlere uygun teknolojiler ithal edeceğiz.
Avrupa Birliğinin bu teknolojileri verirken titiz, müşkülpesent, sorgulayıcı, denetleyici olacağı da peşinen bellidir. Devlete araba alırken kaliteyi arayıp “mersedes” isteyen Vali General, Bakan, Başbakan Cumhurbaşkanlarının demokrasi isterken de aynı kaliteyi istemeyi bilmeleri gerekecektir.
Bülent AKARCALI