Paramızla Rezil Oluyoruz

 

Vatan 07.02.2006
 
Paramızla Rezil Oluyoruz
 
Türkiye'nin AB ile özel ilişkileri var ama Arap ülkeleriyle olduğu gibi tek yönlü. Hep Türkiye bir şeyler verir. Sadece Türkiye'den anlayış gösterilmesi istenir. Tam üye olmadan Gümrük Birliği'ni kabul etmemize, NATO ve Avrupa Konseyi kurucu üyesi olmamıza ve müzakerelerin başlamasına rağmen vatandaşı AB ülkelerine vizesiz giremeyen tek ülke biziz.
 
Vatandaşlarımız yirmiye yakın evrakı tamamladıktan sonra konsolosluk önlerinde, kuyruklarda perişan olur. İş adamımız, akademisyenimiz, gazetecimiz, sanatçımız vize için her türlü nazı çekmek ve kabul etmek zorundadır. Üstüne para ödersiniz ve başvuru reddedilirse paranız da yanar. Bu para düne kadar 35 euro idi. Muhteremler vize ücretini 60 euro'ya çıkarmış. Zammın nedeni de parmak izi ve fotoğraf çekimi imiş! Yakında buna röntgen-tomografi vs. eklenirse hiç şaşırmam.
 
T.C. vatandaşlarına vize uygulaması 1970'lerin sonunda başladı. Bağıra bağıra geliyorum dedi ama Türkiye'den aldıran olmadı. O yıllarda on binlerce kişi özellikle Almanya'ya siyasi mülteci diye sığınıyordu. Çoğunluğu, siyasi mültecilere tanınan maddi ve manevi avantajlardan yararlanmak isteyen uyanık vatandaşlarımızdı.
 
Öğrenci değişim programı
Bu mülteci akınından hoşlanmayan zamanın Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri her zamanki gibi alaturka kolaycılığa sığınıp Almanya'ya eğer mülteci istemiyorsanız vize koyun mesajını vermekten çekinmedi. Sonra da arkası çorap söküğü gibi geldi. Vize vicdansızlığı AB'nin kendi kurumlarına ters düşme pahasına devam ediyor.
 
Gençlerin tanışmalarını, dostluk kurmalarını, kültür alışverişlerini sağlamak amacıyla yıllar önce bugünkü AB ülkeleri arası Erasmus adıyla öğrenci değişim programı başlatıldı. Yılda yarım milyon AB öğrencisi bu sayede herhangi bir AB üniversitesinde bir dönem okuyor. Tam üyelik müzakerelerinin başlamasıyla üniversitelerimiz de bu programa dahil edildi. Ancak AB'nin kurum olarak kaşıkla verdiğini AB ülkeleri sapıyla geri alıyor. Erasmus'a seçilen öğrencilerimiz vize ve ikamet izni edinmede bazen aşılması imkânsız zorluklar yaşıyor.
 
Bunların başında aylık 550-700 euro kadar gelir gösterme, anne-babanın gelir beyanını geçersiz sayma, Türk bankalarının veremediği dondurulmuş hesap isteme gibi bürokratik zorluklar geliyor. İkinci olarak yalnız belli hastanelerden sağlık raporu, sabıka kaydı vs. gibi birçok belgenin yeminli tercümeleri isteniyor. Evrakların temini hem vakit alıyor hem de öğrenciye yüksek masraf yüklüyor.
 
AB'nin en yumuşak noktası
Bu zorluklar Türk üniversiteleri tarafından Erasmus Programı'nı Türkiye'de yöneten Başbakanlık DPT-AB Eğitim ve Gençlik Merkezi Başkanlığı'na (Ulusal Ajans) iletilmiş ve Ulusal Ajans Ankara'daki AB büyükelçilikleriyle de görüşmüş. Ancak her konuda bize akıl öğretmeyi ve beyanat vermeyi seven AB diplomatları çözüm geliştirme yerine yasal mevzuatın arkasına sığınmayı tercih etmiş.
 
Oysa AB uygulamalarına göre öğrencilerimizin Avrupa'da gidecekleri üniversiteden getirdikleri kabul mektubunun, öğrenim anlaşmalarının, kayıtlı oldukları Türk üniversitesi tarafından verilen ve Erasmus öğrencisi olduğunu belirten belgenin vize başvurusunda yeterli sayılıp başka bir belge istenmemesi gerekir.
 
Dışişlerimiz ve Başmüzakereci Devlet Bakanımız her geçen gün insanımızı aşağılayan vize uygulaması meselesini AB'nin önüne olmazsa olmaz şart diye getirmelidir. AB şimdiye kadar üyelik müzakerelerini başlattığı ülke vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarını hep kaldırmıştır. Biz de bu uygulamayı kaldırtmak için her yolu denemeliyiz.

Unutmayalım, Türklere vize AB'nin en yumuşak noktasıdır.