Ulusal Gurur Ve Ulusal Bilinç

 

Vatan 12.09.2006
 
 
Ulusal Gurur ve Ulusal Bilinç
 
Avrupa Birliği konularını en iyi bilen gazetecilerin başında gelen Zeynep Göğüş, pazar günü Hürriyet’te, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda aleyhimize alınan kararları sorguluyor. Zeynep, “Kararların birkaç açıkgöz Yunanlı lobicinin marifeti olduğunu, buna karşın Brüksel’de 150’nin üstünde Türk derneği bulunduğunu ama lobicilikte Türklerin esamesinin okunmadığını belirterek ulusal gururun, alınan kararlarla değil Yunanlı bir armatörün Türkiye aleyhine lobi yapılsın diye harcadığı parayı duyunca zedelendiğini” belirtiyor.
 
Neden bizim insanlarımız lobi çalışmalarına inanmıyor? Avrupada yaşayan, herbiri ana dilinden daha iyi yabancı bir dil bilen, eli kalem tutan, işinde, mesleğinde, çevresinde etkili on binlerce insanımız var. Her birinin ulusal gurura düşkün, ülkesini seven, Türkiye’nin yerinin AB içinde olduğuna inanmış insanlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Öyleyse ulusal gurur zedelenmesi, neden bir ulusal bilinçlenmeye yol açmıyor? Ben sorunun altında yatan gerçeğin kendi yönetim kültürümüzden kaynaklandığına inanıyorum.
 
İnsana değer vermeyen, vatandaşına hizmet etmeyi amaç edinmemiş, bunun yerine kutsallaştırdığı bir mevzuat anlayışına kendini kaptırmış Türk Devleti, lobicilikte ulusal bilincin gelişmesini engelleyen temel unsur olmuştur. Asfaltlanmayan yollara konmuş mayınlardan, yollarda biriken mıcırlardan, kazılıp işaretsiz bırakılmış çukurlardan ve benzer onlarca ihmalden her yıl yüzlerce insanımız şehit oluyor, ölüyor, sakat kalıyor. Siz, şimdiye kadar herhangi bir yetkilinin (siyasi veya idari, seçilmiş veya atanmış) kendi ihmallerinden kaynaklanan bu ölüm ve yaralanmalardan dolayı pişmanlık gösterdiklerini, başsağlığı dilediklerini ve geçmiş olsun dediklerini hiç duyup okudunuz mu?
 
Kendi ülkesinde yöneticisinin umursamazlığınla yetişen ve yaşamlarının her kademesinde bu tavrı gören insanımızın yapısında bu durum kalıcı oluyor. Bu amaçla çalışıp hizmet vermesi gereken kurumlar ne yapıyorlar? Örneğin AP Dışişleri Komisyonu’nda aleyhimize rapor düzenlemeye çalışanlar olduğunu Brüksel’in sağır sultanları bile duymuşken AB-Türkiye Karma Parlamentosu, AB, Dışişleri Komisyonlarımız ne gibi çalışma içindeler? TBMM’nin kendisi ve Meclis’te grubu bulunan siyasi partiler ne yaptılar? İş adamlarımızın devletten kazandıkları milyarlarca doların bir kaç milyonunu dahi bu işe tahsise niyetleri yok. Sahi, bir de Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulmuş milyonlarca dolarlık bütçeye sahip bir İletişim Grubu vardı, bu gruba ne oldu? Yoksa bir iletişimsizliğe mi kurban gitti?
 
Bülent AKARCALI