Neden Mektup Yazmıyoruz...

 

Vatan 01.03.2005
 
Neden Mektup Yazmıyoruz...  
 
AB üyeliğimizin ivme kazanıp ciddi bir mecraya girmesi, üyeliğimize dinî, ırkî, siyasi nedenlerle karşı olanları harekete geçirdi. Alman Hıristiyan Demokratlara, Fransız UMP (Union pour un Mouvement Populaire-Halkçı Hareket için Birlik) partisinin başına seçilen Nicolas Sarkozyde katıldı ve Fransız iç politika gündemini üyeliğimize karşı çıkan beyanatlarla dolduruyor.

Ülkemizin AB üyeliğine neden karşı olduğunu anlatırken öne sürdüğü gerekçelerin zayıflığı dikkatimi çekti. İddialarının neredeyse yarısı yanlış, yansı da geçersizdi. Oturdum, kendisine bir mektup yazdım.

Pazar günkü VATAN'da mektubumu ve gelen cevabı okudunuz. Hemen ardından Fransız basın ajanslarından aradılar. Kendilerine, "Sarkozy'nin cevap yazmasının çok kibarca bir tavır olduğunu, üyeliğimize karşı oluşunun nedenleri mantıklı ve aklı başında herkesin kabul edebileceği sağlamlıktaki gerekçelerle çürütebileceğimizi, nedenlerin arasında dini ve ırki unsurlar olmadığını dolayısıyla sağlıklı bir diyalogla sorunları aşılabileceğini" belirttim.

Bir çaba, emek, mücadele sonucu elde edilen haklar için en uygun slogan, işçi hareketlerinde duyduğumuz, "hakkımızı söke söke alınz"dır.

Acaba Sarkozy'ye (ve benzerlerine) iki-üç bin kişi daha mektup gönderse kendimizi anlatmış, hakkımız olan saygınlığı daha kolayca kazanmış olmaz mıyız? Avrupa'daki karşıtlarımıza sürekli mektup bombardımanı, diğer diplomatik ve siyasi girişimlerimizi çok daha etkin ve inandırıcı kılmaz mı? Avrupalı siyaset ve devlet adamlarına ait bilgilere internetten erişebiliyorsunuz. Ben Türk basınındaki bilgilere dayanarak, internette TV'lerde söyledikleri dahil, Sarkozy'nin tüm beyanatlarına, kendisinin ve parti yöneticilerinin adres ve faks numaralarına eriştim.

Bugün bir yabancı dili çok iyi bilenlerimizin sayısının İngilizce'de iki yüz elli bin, Almanca da yüz elli bin, Fransızca'da elli binin üzerinde olduğunu kabaca hesaplayabiliyorum. Bu sayılara o ülkelerde yaşayanlarımız dahil değil. Yüzde birinin Türkiye'nin hak ve hukukunu savunmak için ayda bir mektup yazmalarını istemek fazla mı olur? Ben yirmi yıllık siyasi hayatim boyunca bu imkânı olabildiğince kullandım. Çok da yararını gördüm.

Sürekli oluşları ve içerikleri, mektupların dikkate alınmasında önemli bir etken. Geçen hafta yapılan AB Karma Parlamento toplantısında "Sevr Antlaşması'nı kabul etsenize" diyen Fransız parlamenter Jacques Toubon'a ve "Ermenileri, Rumları, Kürtleri katlettiniz" diyen Kıbrıs Rum kesimi parlamenteri Marios Matsakis'e yazmak isteyenlerin işini kolaylaştırmak için adres ve faks numaralarını vereyim:

J. T: Parlement europeen 60, rue Wiertz, ASP 13 E 115, Bruxelles B-1047. Belçika. Faks: 00 32 2 284 91 66

M. M: Parlement europeen 60, rue Wiertz, ASP 08G 342, Bruxelles B-1047. Belçika. Faks: 00 32 2 284 98 16

J. Toubon'a "Almanların 22 Haziran 1940'ta Fransa'nın üçte ikisini işgal etme hakkını verip ülkeyi Vichy hükümetine teslim eden anlaşmaya neden dönmek istemediğini, M. Matsakis'e de başkalarından hesap sormadan önce Makarios'un 1963 ve 1967'de, banyo küvetine anneleriyle sığınmış çocuklar dahil, katlettirdiği binlerce Kıbrıs Türkü'nün hesabını nasıl vereceğini sorabilirsiniz.

Ben de bu arada haftaya bu sütunda okuyacağınız Sarkozy'e cevabımı hazırlayacağım. Yardımcı olmak isteyenlerin iletilerini beklerim.
 
Bülent AKARCALI