Avrupa'nın Yeni Yahudileri

 

Bülent AKARCALI
Sağlık-Turizm Bakanı
 
Hürriyet 28.06.2008
 
 
Avrupa'nın Yeni Yahudileri
Faruk Şen’e Alınan Tavra Cevaben
 
 
Yıllarını Türk Alman ilişki ve dostluğunun gelişmesine vermiş, Almanya da edindiği bilgi ve çevreyi ticarete ve paraya çevirip euro milyoneri olma yerine fikir ve eylem adamı olmayı seçmiş Faruk Şen'e kimi Almanların, Avrupanın yeni Yahudileri Türkler kavramını ele almasından dolayı gösterdikleri tepki, hala özeleştiri yapamayıp, yargısız infazı tercih edenlerin Alman toplumunda yer aldı»ını teşhis etmemize imkan veriyor
 
Türk Alman dostluğuna kendini adamış ve bu işin istismarını yapmamış Faruk Şen'in neden bu duygulara kapıldığını veya bu duygulara kapılanlara tercüman olduğunu anlamaya çalışmak, bu duygulara yol açan sosyolojik ve psikolojik nedenleri araştırmak yerine, hoyratça karşı çıkmak, hala kimi Alman yazarların Milli Takımlarının Futbolcuları kadar dahi centilmen olamadıklarını ortaya koyuyor.
 
Bu kavramı 1990’larda ilk ortaya atmış biri olarak yakın geçmişten söz etmek istiyorum : 1985 - 1995 arası Almanya binlerce (evet yanlış okumadınız) Türk dükkanının ya neo naziler, ya da Alman polisinin göz yumduğu PKK piçleri tarafından tecavüze u»radı»ı, cam ve çercevelerinin kırıldığı, onlarca ev ve dükkanın içinde insanlarla diri diri yakıldığı, televizyonlarında her gün Türkiye aleyhine en ağır  ve hatta üzerinden kan akan Türk bayra»ı gösterilerek en aşa»ılık programların yapıldığı bir ülkeydi.
 
Faruk Şen'e tepki gösterenlerde bir nebze insaf ve vicdan varsa arşivlere girip inceleyebilirler.
 
Benim 20 yıllık siyasi hayatımın önemli  kısmı, Avrupa Konseyi, Avrupa parlementosu, Dışişleri Komisyonu üyeliği, ANAVATAN olarak üyesi olduğumuz ve Alman Hristiyan Demokratların da üye olduğu Avrupa Demokratik birliğin üyesi olarak yüzlerce toplantıya katılamakla geçti.
 
Bu toplantıların ço»unda başta KıbrıslıRum, arkasından Yunanlı Milletvekilleri ile  Ermenmi diyasporası tetikçici, PKK'dan maaşlı çeşitli ülkelerin Milletvekilleriyle boğuşmakla geçti.
 
Avrupa'nı  yeni Yahudileri Türkler simgesini, Avrupalı siyaset adamlarını düşündürmek ve özeleştriri yapmalarını sağlamak için herhalde ilk sarf eden benimdir. Önce 1989-91 yıllarında eşbaşkanlığını yaptığım Avrupa Birliği Karma Parlemento Komisyonunda ( KPK )ve sonrada 1992 yılında Avrupa Konseyinde yaklaşımım, uyuyan beyinleri uyandırmak için Faruk Şen'inkinden daha sert olmuştu.
 
Bir KPK toplantısında Claudia Roth 'un bu söylemlerim üzerine toplantıyı terk etti»ini hala hatırlayanlar vardır.
 
Almanya da Türk dükkanlarının vitrinlerini kırmak, evleri yakmak ola»an hadise haline geldiği günlere atıf da bulunarak ''1930 larda ki kristal geceyi (yahudilere ait binlerce dükkanın camlarının kırılıp ya»ma edilmesiyle yolların cam kırı»ından geçilemeyişine konulan isim ) önemsemeyen Almanya sonra Hitler teslim oldu ve konuştukları dilden eğitimlerine kadar %100 Alman olmuş insanların sırf yahudi diye yok edilmesine yol açtı.
 
Şimdi kendi suçlarınızı yükleyeceğiniz o yahudiler yok,  yerine Türkleri koymaya çalışıyorsunuz ama aldandığınız iki nokta var :
bir; biz sizin kirli vicdanlarınızın deterjanı olamayız
iki; o Türklerin arkasında koca bir Türkiye vardır, neye muktedir   olduğunu M.K. Atatürk dedelerinize öğretmişti.
 
Bu yaklaşımımı anlayamayan bazı yorum ve anlayışı kıt ulusalcı geçinen internet sitelerinde hala Akarcalı Avrupa da Türkleri Yahudi yaptı diye yazarlar.
 
 Avrupa'nın tümünü değil ve kesinlıkle çoğunluğunu temsil etmeyen kimi kafalar bilerek veya bilmeyerek, 1930’larda ki anlayışa yakın bir anlayışla  Türklere  Avrupa'nın  Yeni Yahudileri olarak yaklaşmaya çalışmaktadırlar.
 
Bunlar yanlız Almanya ve Avusturya da ki neo naziler, Fransa da ki Milli Cepheciler değildir.
 
Siyasi yelpazenin merkezinde olanlar da bazen bu hataya düşmektedirler. Faruk Şen'in uyarmak istedikleri bunlardır.
 
Neo nazilere, milli cephecilere herhangi bir şey anlatmak imkansızdır.
 
Ama diğerlerini uyarmak mümkün olmalıdır. Faruk herhalde bunu düşündü, ben de yıllar önce benzerini yapmaya çalışmıştım.
 
Sarkozy'nin şahsında oluşanlar işte  bunlardandır.
 
Sarkozy'nin, Kıbrıs'ın coğrafi yerini kör olmuşcasına görmeyip, Türkiye Avrupa  değildir ve AB den dışlanmalıdır demesiyle, 1930’lar Almanyasında saf ırkdan-aryan ırkından olmayanlar yok edilmelidir anlayışı arasında ki tek fark birinde şiddet uygulayarak diğerinde siyaset yaparak aynı sonuca gitmeye çalışmalarındadır.
 
Türk akademisyen ve  entelektüelleri, Faruk Şen 'e verecekleri destekle bir imtahandan geçecekler.
 
Ben zamanında hiç bir desteklerini görmemiştim.
 
Bunları yazmamı haklı gösterecek olan geçmişte şunu bunu yaptım böbürlenmesi değildir.
 
Ama Türk Alman ilişkilerinin en zor zamanlarında, bir yandan o diri diri yakılmış insanlarımızın mahkemelerine gider, dükkanları saldırıya uğrayanların haklarını savunmaya çalışır, Bundestag Milletvekillerine onbinlerce (evet binlerce değil) mektup göderirken, iki ülke arasında ki dostluğun bozulmaması için gösterdiğim gayretlerden ötürü en büyük Alman Nişanıyla ödüllendirilmiş olmamdır.
 
Bu bilgiyi Türk vatandaşlarım için değil bu yazıyı okuyacak Alman dostlar için verdim.